Bacaklarda belirginleşen, mavi-mor renkli ve kıvrımlı damarlar toplumda sık görülen bir sorundur. Pek çok kişi bunu yalnızca görünümle ilgili bir durum olarak düşünse de varis, zamanla ağrı, şişlik ve cilt değişikliklerine yol açabilen kronik bir damar hastalığıdır. Bu yazıda varisin neden oluştuğu, hangi belirtilerle kendini gösterdiği ve günümüzde uygulanan tedavi seçenekleri sade bir dille özetlenmektedir.
Varis nedir?
Kalpten bacaklara pompalanan kan, toplardamarlar (venler) aracılığıyla yeniden kalbe döner. Bacaklarda bu dönüş yerçekimine karşı gerçekleştiği için toplardamarların içinde, kanın geriye kaçmasını önleyen küçük kapakçıklar bulunur. Baldır kasları her kasıldığında damarları sıkıştırarak kanı yukarı doğru iter; kapakçıklar ise kanın aşağıya geri akmasını engeller.
Bu kapakçıklar zayıfladığında veya tam kapanmadığında kan bacaklarda geriye doğru akar ve damarların içinde birikir. Tıpta venöz yetmezlik olarak adlandırılan bu durumda damar içindeki basınç artar, damar duvarı zamanla genişler ve kıvrımlı bir görünüm kazanır. Ayakta dururken çapı genellikle 3 milimetreyi aşan, deri altında kabarık ve kıvrımlı biçimde görülen bu yüzeyel toplardamarlara varis denir. Deride ince, örümcek ağı şeklinde görülen kılcal damar genişlemeleri ise aynı hastalık grubunun daha hafif bir biçimi olarak kabul edilir.
Kimlerde daha sık görülür?
Varis oluşumunda çoğu zaman birden fazla etken birlikte rol oynar. Riski artıran başlıca durumlar şunlardır:
- Aile öyküsü: Anne veya babasında varis bulunan kişilerde görülme olasılığı daha yüksektir.
- Yaş: Damar duvarı ve kapakçıklar yaşla birlikte esnekliğini yitirir.
- Kadın cinsiyet ve gebelik: Hormonal değişiklikler ve gebelikte artan kan hacmi, toplardamarlar üzerindeki yükü artırır.
- Uzun süre ayakta kalmak veya oturmak: Hareketsizlik, baldır kaslarının pompa işlevini azaltır.
- Fazla kilo: Karın içi basıncı ve bacak toplardamarlarındaki yükü artırır.
- Daha önce geçirilmiş derin ven trombozu: Derin toplardamarlarda oluşan pıhtı, kapakçıklarda kalıcı hasara yol açabilir.
Varisin belirtileri
Varis her zaman yakınmaya yol açmaz; bazı kişilerde yalnızca görünüm değişikliği vardır. Belirtiler ortaya çıktığında ise genellikle günün sonunda, uzun süre ayakta kaldıktan sonra ve sıcak havalarda belirginleşir. Bacakları yukarı kaldırmak veya yürümek çoğu zaman rahatlama sağlar. Sık görülen yakınmalar şunlardır:
- Bacaklarda ağırlık, yorgunluk ve dolgunluk hissi
- Ağrı, sızı veya yanma
- Ayak bileği çevresinde akşamları belirginleşen şişlik
- Kaşıntı
- Özellikle geceleri ortaya çıkan kramplar ve bacakları hareket ettirme isteği
İlerlemiş varisin işaretleri
Tedavi edilmeyen venöz yetmezlik, yıllar içinde ciltte değişikliklere neden olabilir. Ayak bileği çevresinde kahverengi renk değişimi, egzamaya benzeyen kızarıklık ve kaşıntı, ciltte sertleşme ve incelme bu değişikliklerin örnekleridir. İleri evrelerde, kapanması güç açık yaralar (venöz ülser) gelişebilir.
Bunların yanında varisli damar içinde pıhtı oluşarak ağrılı, kızarık ve sert bir şişlik gelişebilir (yüzeyel tromboflebit). Deriye çok yakın seyreden varislerde küçük bir darbeyle kanama da görülebilir. Böyle bir durumda bacağı yukarı kaldırıp kanayan bölgeye temiz bir bezle bastırmak kanamayı çoğunlukla durdurur; ardından bir hekim tarafından değerlendirilmesi uygun olur.
Varis ile karıştırılmaması gereken durum
Tek bacakta aniden başlayan, ağrılı ve belirgin şişlik, derin toplardamarlarda pıhtı oluşmasının (derin ven trombozu) belirtisi olabilir ve beklemeden değerlendirilmesi gerekir. Bu tabloya ani nefes darlığı, göğüs ağrısı veya kanlı balgam eşlik ederse, pıhtının akciğere gitmiş olma olasılığı nedeniyle vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.
Tanı nasıl konur?
Tanının ilk adımı ayrıntılı bir öykü ve ayakta yapılan fizik muayenedir. Hekim, varislerin yerini ve yaygınlığını, bacaklardaki şişliği ve cilt değişikliklerini değerlendirir.
Tedavi planlamasında temel inceleme renkli Doppler ultrasonografi incelemesidir. Ağrısız ve radyasyon içermeyen bu yöntemle toplardamarlardaki kan akımı görüntülenir; hangi damarlarda geriye kaçış olduğu, yetmezliğin hangi noktadan başladığı ve derin toplardamarların durumu ortaya konur. İnceleme genellikle kişi ayaktayken yapılır. Elde edilen bilgiler, hangi tedavinin kime uygun olduğunu belirlemede yol gösterir.
Tedavi seçenekleri
Varis tedavisi kişiye göre planlanır. Belirtilerin şiddeti, ultrasonografi bulguları, cilt değişikliklerinin varlığı, genel sağlık durumu ve kişinin beklentileri birlikte değerlendirilir. Tedavinin amacı yakınmaları hafifletmek, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve olası komplikasyonları önlemektir.
Yaşam tarzı düzenlemeleri
- Düzenli yürüyüş yaparak baldır kas pompasını çalıştırmak
- Dinlenirken bacakları kalp seviyesinin üzerine kaldırmak
- Uzun süre hareketsiz kalmamak; masa başında çalışırken ayak bileklerini düzenli aralıklarla hareket ettirmek
- Fazla kiloları vermek
- Bacakları sıkan giysilerden ve uzun süre çok sıcak ortamlarda kalmaktan kaçınmak
Kompresyon çorapları
Bacağa dışarıdan dereceli basınç uygulayan tıbbi kompresyon çorapları, kanın yukarı doğru akışını destekleyerek ağırlık hissini ve şişliği azaltabilir. Çorabın basınç sınıfı ve boyu kişiye göre belirlenmelidir. Kompresyon çorapları yakınmaları hafifletmekle birlikte yetmezliği olan damarı ortadan kaldırmaz. Bacak atardamarlarında ileri derecede darlık bulunan kişilerde kullanımı sakıncalı olabileceğinden, çorap kullanmaya başlamadan önce hekime danışılması önerilir.
İlaç tedavisi
Toplardamar duvarı ve dolaşım üzerinde etkili bazı ilaçlar ağrı, ağırlık hissi ve şişlik gibi yakınmaların hafiflemesine yardımcı olabilir. Ancak bu ilaçlar var olan varisleri ortadan kaldırmaz; genellikle diğer tedavilere destek olarak, hekim önerisiyle kullanılır.
Girişimsel tedaviler
Belirti veren ve ultrasonografide geriye kaçışı gösterilen varislerde, yetmezlikli damarın kapatılması veya çıkarılması amaçlanır. Güncel kılavuzlar, ana yüzeyel toplardamarlarda yetmezlik bulunan uygun hastalarda damarın içinden yapılan yöntemleri ilk seçenek olarak önermektedir:
- Endovenöz termal ablasyon (lazer veya radyofrekans): Ultrason eşliğinde damarın içine ince bir kateter yerleştirilir ve damar içeriden ısı enerjisiyle kapatılır. Genellikle lokal anesteziyle yapılır ve büyük bir kesi gerektirmez.
- Isı kullanılmayan yöntemler: Damarın tıbbi yapıştırıcı veya kimyasal bir madde yardımıyla kapatıldığı yöntemlerdir; uygun hastalarda tercih edilebilir.
- Köpük skleroterapi: Ultrason eşliğinde damar içine köpük haline getirilmiş bir ilaç verilerek damarın büzüşmesi ve kapanması sağlanır. Özellikle kıvrımlı yan dallarda ve tekrarlayan varislerde kullanılabilir.
- Mikroflebektomi: Deri altındaki kıvrımlı varisli damarlar, milimetrik kesilerden özel aletlerle çıkarılır.
- Cerrahi tedavi: Damarın bağlanması ve çıkarılması esasına dayanan klasik cerrahi, günümüzde daha çok damar içi yöntemlerin uygun olmadığı durumlarda gündeme gelir.
Kılcal damar genişlemelerinde ise sıvı skleroterapi gibi yüzeyel uygulamalar kullanılabilir. Her yöntemin kendine özgü avantajları ve olası riskleri vardır; hangi yöntemin uygun olduğuna muayene ve ultrasonografi bulgularına göre, hekim ve hasta birlikte karar verir.
Tedavi sonrası dönem ve korunma
Damar içi yöntemlerin çoğunda kişi işlemden kısa süre sonra yürüyebilir ve günlük yaşamına kısa sürede dönebilir. İşlemin ardından bir süre kompresyon çorabı kullanılması ve düzenli yürüyüş önerilebilir. Hafif morarma, gerginlik hissi ve hassasiyet genellikle geçicidir.
Varis kronik bir hastalık olduğundan, tedavi edilen damarın dışında zamanla yeni varisler gelişebilir. Bu nedenle tedaviden sonra da hareketli bir yaşam sürdürmek, sağlıklı kiloyu korumak ve hekimin önerdiği aralıklarla kontrol muayenesine gitmek önemlidir.
Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişisel bir değerlendirmenin yerini tutmaz. Bacaklarınızdaki yakınmaların nedeni ve size uygun tedavi yaklaşımı, ancak muayene ve gerekli incelemelerin ardından kendi hekiminiz tarafından belirlenebilir.
