Aort, kalpten çıkan ve vücuda temiz kan dağıtan ana atardamardır. Göğüs boşluğundan geçerek karın bölgesine iner ve burada bacaklara giden iki dala ayrılır. Aort duvarının zayıflayarak kalıcı biçimde genişlemesine aort anevrizması denir. Anevrizma çoğu zaman yıllar içinde sessizce büyüdüğü için risk altındaki kişilerin hastalık hakkında bilgi sahibi olması ve uygun durumlarda düzenli izlenmesi önemlidir.
Aort anevrizması nedir?
Sağlıklı bir yetişkinde karın bölgesindeki aortun çapı genellikle 2 santimetre civarındadır. Aortun bir bölümünün normal çapının yaklaşık bir buçuk katını aşacak şekilde genişlemesi anevrizma olarak tanımlanır; karın aortunda bu sınır pratikte 3 santimetre olarak kabul edilir.
Anevrizmalar bulundukları yere göre adlandırılır:
- Karın aort anevrizması: Daha sık görülen tiptir ve çoğunlukla aortun böbrek atardamarlarının altında kalan bölümünde gelişir.
- Göğüs aort anevrizması: Kalpten çıkan aortta, aort kavsinde veya göğüs boşluğundan aşağı inen bölümde görülebilir.
Anevrizma büyüdükçe damar duvarı incelir ve yırtılma (rüptür) riski artar. Takip ve tedavinin temel amacı, hayatı tehdit edebilen bu durumun önüne geçmektir.
Kimler risk altında?
Karın aort anevrizması özellikle ileri yaştaki erkeklerde daha sık görülür. Başlıca risk faktörleri şunlardır:
- Sigara kullanımı: Değiştirilebilir risk faktörlerinin başında gelir; hem anevrizma oluşumunu hem de büyüme hızını artırır.
- Yaş: Risk 65 yaşından sonra belirgin şekilde artar.
- Erkek cinsiyet: Erkeklerde daha sık görülür; ancak kadınlarda anevrizmalar daha küçük çaplarda yırtılmaya yatkın olabilir.
- Aile öyküsü: Anne, baba veya kardeşlerde aort anevrizması bulunması riski artırır.
- Yüksek tansiyon ve damar sertliği: Koroner arter hastalığı veya bacak atardamarlarında darlık bulunan kişilerde daha sık rastlanır.
- Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH)
Göğüs aort anevrizmalarında ise yüksek tansiyonun yanı sıra kalıtsal bağ dokusu hastalıkları (örneğin Marfan sendromu), doğuştan iki yaprakçıklı aort kapağı ve ailesel aort hastalıkları önemli rol oynar. Bu kişilerde aortun daha genç yaşlardan itibaren ve farklı ölçütlerle izlenmesi gerekebilir.
Neden çoğu zaman sessizdir?
Aort anevrizmalarının büyük bölümü uzun süre hiçbir yakınmaya yol açmaz. Aort, karın ve göğüs boşluğunun derinlerinde yer aldığı için genişlemesi dışarıdan fark edilmez; yavaş büyüyen bir anevrizma da çevre dokulara baskı yapmadıkça genellikle ağrıya neden olmaz. Bu nedenle anevrizmaların önemli bir kısmı, başka bir sebeple yapılan ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi veya ekokardiyografi sırasında tesadüfen saptanır.
Bazı durumlarda şu belirtiler görülebilir:
- Karında, göbek çevresinde kalp atışıyla uyumlu zonklama hissi
- Karın, bel veya sırtta açıklanamayan, derin ve sürekli ağrı
- Göğüs anevrizmalarında ses kısıklığı, yutma güçlüğü, öksürük veya nefes darlığı
Anevrizması bilinen bir kişide yeni başlayan ağrı, anevrizmanın büyüdüğüne veya yırtılma riskinin arttığına işaret edebilir; bu nedenle vakit kaybetmeden değerlendirilmelidir.
Tarama ve tanı
Karın aort anevrizmasını saptamanın kolay ve güvenilir yolu karın ultrasonografisidir. İnceleme ağrısızdır, radyasyon içermez ve kısa sürede tamamlanır; bu nedenle taramada kullanılır.
Avrupa kılavuzlarında genel olarak şu yaklaşımlar yer almaktadır:
- 65 yaş ve üzerindeki erkeklerde, belirti olmasa bile tek seferlik ultrason taraması
- Sigara içen veya geçmişte içmiş olan 65 yaş üzerindeki kadınlarda taramanın değerlendirilmesi
- Birinci derece yakınında (anne, baba, kardeş) aort anevrizması bulunan kişilerde, daha erken yaşlarda taramanın düşünülmesi
Anevrizma saptandığında boyutunu, yerleşimini ve çevre damarlarla ilişkisini ayrıntılı olarak görmek için bilgisayarlı tomografi anjiyografi (BT anjiyografi) yapılabilir. Bu inceleme özellikle onarım planlanırken önem taşır. Göğüs aortunun değerlendirilmesinde ise ekokardiyografi, BT veya manyetik rezonans görüntüleme kullanılır.
Boyuta göre takip
Küçük anevrizmaların çoğu yavaş büyür ve hemen onarım gerektirmez. Bu durumda anevrizma düzenli görüntüleme ile izlenir. Takip aralıkları anevrizmanın çapına göre belirlenir; karın aort anevrizmaları için genel çerçeve şöyledir:
- 3,0–3,9 cm: Genellikle birkaç yılda bir (çoğunlukla üç yılda bir) ultrason kontrolü
- 4,0–4,9 cm: Genellikle yılda bir kontrol
- 5,0 cm ve üzeri: Daha sık, çoğunlukla üç ila altı ayda bir kontrol
Bu aralıklar; kişinin cinsiyetine, anevrizmanın büyüme hızına ve genel sağlık durumuna göre hekim tarafından değiştirilebilir.
Takip döneminde neler yapılabilir?
- Sigarayı bırakmak: Anevrizmanın büyüme hızı üzerinde etkili olduğu bilinen başlıca önlemdir.
- Tansiyonu kontrol altında tutmak: Aort duvarı üzerindeki gerilimin azalmasına yardımcı olur.
- Kalp-damar riskini azaltmak: Anevrizması olan kişilerde kalp krizi ve inme riski de yüksektir. Bu nedenle kolesterol düşürücü ve kan pıhtılaşmasını azaltan ilaçlar, hekimin değerlendirmesine göre tedaviye eklenebilir.
- Hareketli kalmak: Düzenli, orta tempolu yürüyüş gibi etkinlikler genellikle uygundur. Çok ağır yük kaldırmanın uygun olup olmadığı hekimle konuşulmalıdır.
- Kontrolleri aksatmamak: Belirlenen takip tarihlerine uyulması, büyümenin zamanında fark edilmesini sağlar.
Onarım ne zaman düşünülür?
Onarım kararı, anevrizmanın yırtılma riski ile girişimin kendi riskleri karşılaştırılarak verilir. Karın aort anevrizmalarında güncel kılavuzlarda yer alan genel ölçütler şunlardır:
- Erkeklerde anevrizma çapının yaklaşık 5,5 cm düzeyine ulaşması
- Kadınlarda anevrizma çapının yaklaşık 5,0 cm düzeyine ulaşması
- Hızlı büyüme (örneğin bir yıl içinde 1 cm veya daha fazla)
- Anevrizmaya bağlı olduğu düşünülen ağrı veya hassasiyet gibi belirtilerin ortaya çıkması
Göğüs aortu anevrizmalarında onarım sınırları; anevrizmanın yerine, kişinin vücut ölçülerine ve kalıtsal bir hastalığın bulunup bulunmamasına göre farklılık gösterir. Her durumda karar, yaş, eşlik eden hastalıklar ve kişinin tercihleri birlikte değerlendirilerek verilir.
Açık cerrahi ve endovasküler onarım
Aort anevrizmasının onarımında iki temel yöntem bulunur.
Açık cerrahi onarım
Genel anestezi altında karın veya göğüs duvarından yapılan bir kesiyle aorta ulaşılır ve genişlemiş bölüm, sentetik bir yapay damar (greft) ile değiştirilir. Daha kapsamlı bir ameliyat olduğu için hastanede kalış ve iyileşme süresi daha uzundur. Bununla birlikte uzun dönemde dayanıklı bir onarım sağlar ve sonrasında daha seyrek görüntüleme kontrolü gerektirir.
Endovasküler onarım
Karın aortunda EVAR, göğüs aortunda TEVAR olarak da adlandırılan bu yöntemde, genellikle kasıktaki atardamarlardan girilerek ince kateterler yardımıyla, metal iskeletli ve kumaş kaplı bir stent-greft anevrizmanın içine yerleştirilir. Böylece kan stent-greftin içinden akar ve anevrizma duvarı basınçtan korunur. Büyük bir kesi gerektirmediği için hastanede kalış süresi genellikle kısadır ve ilk dönemde toparlanma daha hızlıdır. Ancak stent-greftin konumunun ve anevrizmanın durumunun ömür boyu düzenli görüntülemeyle izlenmesi gerekir; bazı hastalarda ilerleyen yıllarda ek girişimler gerekebilir.
Hangi yöntemin uygun olduğu; anevrizmanın şekli ve yerleşimi, damarların yapısı, kişinin yaşı ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak, kalp ve damar cerrahisi ekibi ile hastanın birlikte vereceği kararla belirlenir. Her iki yöntemin de kendine özgü avantajları ve olası riskleri vardır.
Acil belirtiler: yırtılma şüphesinde 112
Aort anevrizmasının yırtılması veya aort duvarında ani bir yırtık oluşması (aort diseksiyonu) kısa sürede hayatı tehdit edebilir. Aşağıdaki belirtiler ortaya çıktığında, özellikle anevrizması bilinen kişilerde, vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır:
- Karın, bel, böğür veya sırtta aniden başlayan, şiddetli ve geçmeyen ağrı
- Göğüste veya sırtta yırtılma ya da bıçak saplanması gibi tarif edilen ani ağrı
- Baş dönmesi, bayılma veya bayılacak gibi olma
- Soğuk terleme, ciltte solukluk ve hızlı nabız
- Ani başlayan nefes darlığı veya bilinç bulanıklığı
Böyle bir durumda kişinin kendisi araç kullanmamalı, yardım gelene kadar hareket etmeden uzanmalı ve yalnız bırakılmamalıdır. Anevrizması bilinen kişilerin bu bilgiyi yakınlarıyla paylaşması ve acil bir durumda sağlık ekibine iletmesi yararlı olur.
Aort anevrizması, erken fark edildiğinde düzenli takip ve uygun zamanda yapılan tedaviyle yönetilebilen bir hastalıktır. Bu yazıdaki bilgiler genel niteliktedir; risk durumunuz, tarama ve takip ihtiyacınız ile tedavi seçenekleriniz kendi hekiminiz tarafından kişisel olarak değerlendirilmelidir.
