Aort, kalpten çıkan ve vücuda temiz kan dağıtan ana atardamardır. Göğüs boşluğundan geçerek karın bölgesine iner ve burada bacaklara giden iki dala ayrılır. Aort duvarının zayıflayarak kalıcı biçimde genişlemesine aort anevrizması denir. Anevrizma çoğu zaman yıllar içinde sessizce büyüdüğü için risk altındaki kişilerin hastalık hakkında bilgi sahibi olması ve uygun durumlarda düzenli izlenmesi önemlidir.

Aort anevrizması nedir?

Sağlıklı bir yetişkinde karın bölgesindeki aortun çapı genellikle 2 santimetre civarındadır. Aortun bir bölümünün normal çapının yaklaşık bir buçuk katını aşacak şekilde genişlemesi anevrizma olarak tanımlanır; karın aortunda bu sınır pratikte 3 santimetre olarak kabul edilir.

Anevrizmalar bulundukları yere göre adlandırılır:

Anevrizma büyüdükçe damar duvarı incelir ve yırtılma (rüptür) riski artar. Takip ve tedavinin temel amacı, hayatı tehdit edebilen bu durumun önüne geçmektir.

Kimler risk altında?

Karın aort anevrizması özellikle ileri yaştaki erkeklerde daha sık görülür. Başlıca risk faktörleri şunlardır:

Göğüs aort anevrizmalarında ise yüksek tansiyonun yanı sıra kalıtsal bağ dokusu hastalıkları (örneğin Marfan sendromu), doğuştan iki yaprakçıklı aort kapağı ve ailesel aort hastalıkları önemli rol oynar. Bu kişilerde aortun daha genç yaşlardan itibaren ve farklı ölçütlerle izlenmesi gerekebilir.

Neden çoğu zaman sessizdir?

Aort anevrizmalarının büyük bölümü uzun süre hiçbir yakınmaya yol açmaz. Aort, karın ve göğüs boşluğunun derinlerinde yer aldığı için genişlemesi dışarıdan fark edilmez; yavaş büyüyen bir anevrizma da çevre dokulara baskı yapmadıkça genellikle ağrıya neden olmaz. Bu nedenle anevrizmaların önemli bir kısmı, başka bir sebeple yapılan ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi veya ekokardiyografi sırasında tesadüfen saptanır.

Bazı durumlarda şu belirtiler görülebilir:

Anevrizması bilinen bir kişide yeni başlayan ağrı, anevrizmanın büyüdüğüne veya yırtılma riskinin arttığına işaret edebilir; bu nedenle vakit kaybetmeden değerlendirilmelidir.

Tarama ve tanı

Karın aort anevrizmasını saptamanın kolay ve güvenilir yolu karın ultrasonografisidir. İnceleme ağrısızdır, radyasyon içermez ve kısa sürede tamamlanır; bu nedenle taramada kullanılır.

Avrupa kılavuzlarında genel olarak şu yaklaşımlar yer almaktadır:

Anevrizma saptandığında boyutunu, yerleşimini ve çevre damarlarla ilişkisini ayrıntılı olarak görmek için bilgisayarlı tomografi anjiyografi (BT anjiyografi) yapılabilir. Bu inceleme özellikle onarım planlanırken önem taşır. Göğüs aortunun değerlendirilmesinde ise ekokardiyografi, BT veya manyetik rezonans görüntüleme kullanılır.

Boyuta göre takip

Küçük anevrizmaların çoğu yavaş büyür ve hemen onarım gerektirmez. Bu durumda anevrizma düzenli görüntüleme ile izlenir. Takip aralıkları anevrizmanın çapına göre belirlenir; karın aort anevrizmaları için genel çerçeve şöyledir:

Bu aralıklar; kişinin cinsiyetine, anevrizmanın büyüme hızına ve genel sağlık durumuna göre hekim tarafından değiştirilebilir.

Takip döneminde neler yapılabilir?

Onarım ne zaman düşünülür?

Onarım kararı, anevrizmanın yırtılma riski ile girişimin kendi riskleri karşılaştırılarak verilir. Karın aort anevrizmalarında güncel kılavuzlarda yer alan genel ölçütler şunlardır:

Göğüs aortu anevrizmalarında onarım sınırları; anevrizmanın yerine, kişinin vücut ölçülerine ve kalıtsal bir hastalığın bulunup bulunmamasına göre farklılık gösterir. Her durumda karar, yaş, eşlik eden hastalıklar ve kişinin tercihleri birlikte değerlendirilerek verilir.

Açık cerrahi ve endovasküler onarım

Aort anevrizmasının onarımında iki temel yöntem bulunur.

Açık cerrahi onarım

Genel anestezi altında karın veya göğüs duvarından yapılan bir kesiyle aorta ulaşılır ve genişlemiş bölüm, sentetik bir yapay damar (greft) ile değiştirilir. Daha kapsamlı bir ameliyat olduğu için hastanede kalış ve iyileşme süresi daha uzundur. Bununla birlikte uzun dönemde dayanıklı bir onarım sağlar ve sonrasında daha seyrek görüntüleme kontrolü gerektirir.

Endovasküler onarım

Karın aortunda EVAR, göğüs aortunda TEVAR olarak da adlandırılan bu yöntemde, genellikle kasıktaki atardamarlardan girilerek ince kateterler yardımıyla, metal iskeletli ve kumaş kaplı bir stent-greft anevrizmanın içine yerleştirilir. Böylece kan stent-greftin içinden akar ve anevrizma duvarı basınçtan korunur. Büyük bir kesi gerektirmediği için hastanede kalış süresi genellikle kısadır ve ilk dönemde toparlanma daha hızlıdır. Ancak stent-greftin konumunun ve anevrizmanın durumunun ömür boyu düzenli görüntülemeyle izlenmesi gerekir; bazı hastalarda ilerleyen yıllarda ek girişimler gerekebilir.

Hangi yöntemin uygun olduğu; anevrizmanın şekli ve yerleşimi, damarların yapısı, kişinin yaşı ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak, kalp ve damar cerrahisi ekibi ile hastanın birlikte vereceği kararla belirlenir. Her iki yöntemin de kendine özgü avantajları ve olası riskleri vardır.

Acil belirtiler: yırtılma şüphesinde 112

Aort anevrizmasının yırtılması veya aort duvarında ani bir yırtık oluşması (aort diseksiyonu) kısa sürede hayatı tehdit edebilir. Aşağıdaki belirtiler ortaya çıktığında, özellikle anevrizması bilinen kişilerde, vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır:

Böyle bir durumda kişinin kendisi araç kullanmamalı, yardım gelene kadar hareket etmeden uzanmalı ve yalnız bırakılmamalıdır. Anevrizması bilinen kişilerin bu bilgiyi yakınlarıyla paylaşması ve acil bir durumda sağlık ekibine iletmesi yararlı olur.

Aort anevrizması, erken fark edildiğinde düzenli takip ve uygun zamanda yapılan tedaviyle yönetilebilen bir hastalıktır. Bu yazıdaki bilgiler genel niteliktedir; risk durumunuz, tarama ve takip ihtiyacınız ile tedavi seçenekleriniz kendi hekiminiz tarafından kişisel olarak değerlendirilmelidir.