Ana Sayfa  /  Uzmanlık Alanları  /  Diyaliz Fistülü (AV Fistül)

Uzmanlık Alanları

Diyaliz Fistülü (AV Fistül)

Arteriyovenöz (AV) fistül, hemodiyaliz için bir atardamar ile bir toplardamarın birleştirilmesiyle oluşturulan kalıcı damar yoludur. Bu sayfada ameliyat, olgunlaşma süreci, fistül bakımı ve olası sorunlar anlatılmaktadır.

AV Fistül Nedir?

Böbrekleri yeterince çalışmayan hastalarda kanın temizlenmesi için uygulanan hemodiyaliz tedavisi, haftada birkaç kez ve her seansta yüksek miktarda kanın diyaliz makinesinden geçirilmesini gerektirir. Bunun için kolay girilebilen, yeterli kan akımı sağlayan ve uzun süre kullanılabilen bir damar yoluna ihtiyaç vardır.

Arteriyovenöz (AV) fistül, genellikle kolda bir atardamar ile bir toplardamarın küçük bir ameliyatla birbirine bağlanmasıdır. Atardamardan gelen yüksek basınçlı kan, toplardamarın zamanla genişlemesini ve duvarının kalınlaşmasını sağlar; böylece diyaliz iğnelerinin tekrar tekrar girilebileceği dayanıklı bir damar oluşur.

Hastanın kendi damarları uygun değilse, atardamar ile toplardamar arasına yapay bir damar parçası yerleştirilerek AV greft oluşturulabilir. Kılavuzlar, uygun hastalarda kendi damarlarıyla yapılan fistülü genellikle ilk seçenek olarak önerir; boyun veya göğüs bölgesinden takılan diyaliz kateterleri ise mümkün olduğunca geçici çözüm olarak düşünülür.

Kimlere ve Ne Zaman Yapılır?

AV fistül, ileri evre kronik böbrek hastalığı olan ve hemodiyalize başlaması beklenen ya da hâlihazırda kateter aracılığıyla diyalize giren hastalar için planlanır. Diyabet ve yüksek tansiyon, böbrek yetmezliğinin sık görülen nedenleri arasındadır.

Fistülün kullanılabilir hâle gelmesi zaman aldığından, nefroloji (böbrek hastalıkları) hekimiyle birlikte diyalize başlanmadan birkaç ay önce planlama yapılması önerilir. Böylece diyalize geçici kateterle başlama ihtiyacı ve buna bağlı enfeksiyon riski azaltılabilir.

İleride diyaliz gerekebilecek kişilerde, fistül için kullanılabilecek kol toplardamarlarının korunması da önemlidir. Bu nedenle mümkünse fistül planlanan koldan kan alınmaması ve damar yolu açılmaması, gerektiğinde el sırtındaki damarların tercih edilmesi önerilir. Kan alma veya serum takılması gibi işlemler öncesinde sağlık personelinin bu konuda bilgilendirilmesi, damarların korunmasına yardımcı olur.

Ameliyat Öncesi Değerlendirme

Fistül ameliyatından önce kol damarlarının ayrıntılı olarak değerlendirilmesi, işlevsel ve uzun ömürlü bir damar yolu için önemli bir adımdır. Muayenede kol nabızları, toplardamarların görünümü ve daha önce yapılmış girişimlerin izleri incelenir; kişinin hangi elini daha çok kullandığı sorgulanır.

Temel inceleme, Doppler ultrasonografi (damar ultrasonu) ile yapılan damar haritalamasıdır. Bu ağrısız incelemeyle atardamarların ve toplardamarların çapı, duvar yapısı ve kan akımı değerlendirilerek fistül için uygun bölge belirlenir. Genellikle öncelik, daha az kullanılan kolda ve mümkün olduğunca el bileğine yakın bölgede oluşturulan fistüle verilir; böylece ileride gerekirse kolun daha yukarı bölgeleri kullanılabilir.

Daha önce boyun veya göğüs bölgesinden kateter takılmış hastalarda, büyük toplardamarlarda darlık olup olmadığını anlamak için hekim değerlendirmesiyle ek görüntüleme yöntemleri istenebilir.

Ameliyat ve Tedavi Seçenekleri

Damar yolu ameliyatları genellikle lokal veya bölgesel anestezi ile yapılır ve hastaların çoğu aynı gün ya da kısa bir gözlemin ardından evine dönebilir. Başlıca seçenekler şunlardır:

  • El bileği fistülü: El bileğine yakın bölgedeki atardamar ve toplardamar birleştirilir; damarlar uygunsa sıklıkla ilk tercihtir.
  • Dirsek bölgesi fistülleri: El bileği damarları uygun değilse dirsek çevresindeki damarlar kullanılır. Bazı fistüllerde toplardamarın deri altında daha yüzeyel bir konuma taşınması gerekebilir; bu işlem tek ya da iki aşamada yapılabilir.
  • AV greft: Kendi damarları uygun olmayan hastalarda yapay damar parçası kullanılır. Genellikle fistüle göre daha kısa sürede kullanılabilir, ancak daralma ve enfeksiyon gibi sorunlar daha sık görülebilir.
  • Revizyon (düzeltme) girişimleri: Daralan, tıkanan veya aşırı genişleyen fistüllerde balonla genişletme, pıhtının temizlenmesi ya da cerrahi onarım uygulanabilir.

Ameliyat Sonrası Süreç ve Fistül Bakımı

Fistülün diyalizde kullanılabilecek kadar genişleyip güçlenmesine olgunlaşma denir. Bu süre kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle birkaç hafta, çoğu zaman yaklaşık 6–8 hafta kadardır. Fistülün kullanıma hazır olup olmadığına muayene ve gerektiğinde Doppler ultrasonografi ile karar verilir.

Fistül kolunun korunması için şu noktalara dikkat edilmesi önerilir:

  • Fistül üzerindeki titreşim (tril) her gün elle kontrol edilmeli; titreşimin kaybolması ya da belirgin azalması aynı gün diyaliz ekibine veya hekime bildirilmelidir.
  • Fistül kolundan tansiyon ölçülmemeli, kan alınmamalı, damar yolu açılmamalıdır.
  • Kolun üzerine yatılmamalı; sıkı saat, bilezik veya giysi kullanılmamalı, ağır yük taşınmamalıdır.
  • Kol temiz tutulmalı; kızarıklık, ısı artışı, akıntı, elde soğukluk, uyuşma veya morarma fark edilirse hekime başvurulmalıdır.

Fistül bölgesinden olan ve bastırmakla durmayan kanama acil bir durumdur; kanayan yere bastırmaya devam edilerek acil servise başvurulmalı veya 112 aranmalıdır.

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavinin yerini tutmaz. Sağlık durumunuzla ilgili kararlar için mutlaka hekiminize danışınız. Acil durumlarda 112’yi arayınız.

Acil durumlarda

Ani başlayan şiddetli göğüs veya sırt ağrısı, nefes darlığı, konuşma bozukluğu, kolda ya da bacakta ani güç kaybı veya bacakta ani ağrı ve soğukluk gibi durumlarda vakit kaybetmeden 112‘yi arayınız.

Sıkça Sorulan Sorular

Merak edilenler

Kendi damarlarıyla yapılan fistüllerin olgunlaşması genellikle birkaç hafta sürer; bu süre çoğu zaman yaklaşık 6–8 hafta olarak belirtilir. Ancak damar yapısına, yaşa ve eşlik eden hastalıklara göre daha kısa ya da daha uzun sürebilir. Fistülün iğneyle kullanılmaya başlanmasına, muayene ve gerektiğinde Doppler ultrasonografi bulgularına göre hekim karar verir. AV greftler ise genellikle daha kısa sürede kullanılabilir.

Ameliyattan sonra, yara durumu uygun olduğunda ve hekimin önerisiyle yumuşak bir top veya el yayı sıkmak gibi basit el egzersizleri yapılabilir. Bu egzersizlerin bazı hastalarda fistülün gelişimine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Egzersize ne zaman başlanacağı ve nasıl yapılacağı kişiye göre değişebileceğinden, ameliyatı yapan ekibin önerilerine uyulması önemlidir.

Fistül üzerinde elle hissedilen titreşimin (tril) kaybolması veya belirgin şekilde azalması, fistülün daraldığını ya da pıhtıyla tıkandığını gösterebilir. Bu durumda beklenmemeli, aynı gün diyaliz ekibine veya hekime başvurulmalıdır. Erken fark edilen tıkanıklıklarda pıhtının temizlenmesi veya balonla genişletme gibi girişimlerle fistülün yeniden açılması mümkün olabilir; gecikme bu olasılığı azaltabilir.

Zamanla fistülde daralma, pıhtıyla tıkanma, enfeksiyon, aşırı genişleme (anevrizma) veya kanama gelişebilir. Bazı hastalarda fistülün ele giden kan akımını azaltmasına bağlı olarak elde soğukluk, ağrı ve uyuşma görülebilir; bu duruma çalma (steal) sendromu denir. Kan akımı çok yüksek olan fistüller nadiren kalbe ek yük getirebilir. Bu sorunların çoğu düzenli izlemle erken fark edilebilir ve gerektiğinde revizyon girişimleriyle düzeltilebilir.

Muayene ve Bilgi

Medipol Mega Üniversite Hastanesi

Doç. Dr. Hasan Erdem, Medipol Mega Üniversite Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nde hastalarını kabul etmektedir. Muayene gün ve saatleri hakkında bilgi almak için hastanenin çağrı merkezine ulaşabilirsiniz.